26 Ocak 2013 Cumartesi

Yeni Başbelam :)) Tepemin Tası



ACABA KENDİNİ KUŞ MU SANIYOR:))))







Tchibo Bağdat Caddesine ALKIŞ

Beyoğlu SWAROVSKİ Mağazasından sonra şimdi de Bağdat Caddesi TCHİBO ya alkış gelirmi gelir hemde kocamannnnn

Geçenlerde Bağdat Caddesindeki Tchibo magazasina girdim. Taburenin birinde bir kedicik oturuyordu. Ne guzel dedim kendi kendime, genelde dukkanlarda musterileri rahatsiz ediyor diye boyle sahnelere izin verilmez.. Cikista ise ne goreyim? Kedicik kapinin onunde dolasiyor veee evine gidip oturuyor. Meger kendisi resimden de goreceginiz uzere Tchibo'nun kedisiymis :) Ona bir ev yapmislar, yaninda da mamasi ve suyu! Nasil mutlu oldum anlatamam :) Tchibo Türkiye yi tebrik ediyorum, insallah o kedicik size sans getirir ve satislariniz katlanarak artar ve bu guzellik herkese ornek olur :)

Metrodaki Sokak Köpekleri


Moskova’da sokak köpekleri sabahın erken saatlerinde yaşadıkları varoşlardan yola çıkıyorlar… Metroya binip, kolaylıkla yiyecek buldukları şehir merkezine geliyorlar…
Sokak köpeklerinin geceyi geçirdikleri varoş bölgelerine gitmek için metro kullandıklarını farkeden uzmanlar onları incelemiş.
Bu incelemenin sonunda elde ettikleri bulgular onları daha da şaşırtmış. Dr. Andrei Poiarkov gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Farkettik ki, köpekler doğru metro durağında inmek için alıştırma yapıyorlar. Birbirlerine metroda ne kadar kalmaları gerektiğini öğretiyorlar. Bu köpekler için en iyi yiyecek kaynağı şehir merkezinde… O yüzden de yaşadıkları bölge olan varoşlardan şehir merkezine gitmeyi öğrenmeleri gerekiyordu. Onları incelememiz sonuncunda farkettik ki, sabah erken saatlerde metroya binip şehir merkezine gidiyorlar, akşam mesai bitiminde de tekrar metroya binip varoşlara dönüyorlar. İnsanlardan hiçbir farkları yok.Bazen trende uyuyakalıyorlar ve inmeleri gereken durağı kaçırıyorlar… İncelememiz sırasında sokak köpeklerinin trafik lambalarına da uygun hareket ettiklerini gördük. “

Tabii, bu arada Moskova halkının da bu köpekleri, itip kakmak, şikayet etmek, görevlileri çağırıp barınaklara attırmak yerine, beraberce seyahat etmeleri ciddi bir alkış gerektiriyor.

Yedibela Tekir den 10 EMİR:))


Yedi bela Tekir'den kedilerin 10 emri:

1- Benim hayatım 10 ila 15 yıl sürer. Benden ayrılmak istersen bu senin aptallığın olur ama bir şey diyemem. Beni al, al beni, beni al.

2- Sana, isteklerimi anlaman için yeterli zaman tanırım merak e
tme.

3- Benim için güven duygusu uyandır. Yastığımda yatma, odama girme, o benim yastığım, orası benim odam gibi cümleleri bir daha duymayacağım!

4- Bana darılıp darılmaman çok umurumda değil de, öyle kendini bir yere kapatacak olursan haber ver oradan oyuncaklarımı alayım. Arkadaşlarım gelir oyun oynarız belki. Bi de senin tribinle uğraşmayayım misafirlerin yanında.

5- Dır dır konuşma, bi sus. Sanki benim dilimi biliyormuşsun gibi gereksiz gereksiz…

6- Bana nasıl davranman gerektiğini bilmen gerekiyor, edebini bil. Tırmalatma kendini, yazık bu tırnaklara di mi ama..

7- Beni dövmeye mi kalktın, aklını peynir ekmekle mi yedin yavrum sen. Bu tırnakları niye kestirmiyorum sanıyorsun.

8- Bana tembel diyene bak, ne zaman “oyun oynayalım hadi” desem “uyuyorum” diyorsun. Işığı yakmaya erinen birisin, bu kadarsın işte.

9- Yaşlandığımda en fazla tüylerim renk değiştirir biraz, bu sevimlilikle her yerde ekmek yerim ben. Sen kendini düşün, gençliğinde bir şey oldun da sanki. Oooo….

10- Hastalandığımda çok şey yapmana gerek yok. Yemeği yatağıma getir, tuvaletim geldiğinde ben miyavlarım kum kabı hep yamacında olsun. Kusarsam öyle ortalığa kusarım, beni banyoya götürmeye kalkma sonra tırmalayınca acıttı oluyor. Dostum o değil de ben olmasam ne olurdun sen.

21 Ocak 2013 Pazartesi

19 Ocak 2013 Cumartesi

Çift Pırpırlı Mektup-MUSTAFA MUTLU

Çift pırpırlı mektup!….

Konferans davetleri nedeniyle Anadolu’yu karış karış dolaşıyorum. En son gittiğim yerlerden birinde sohbet bittikten sonra yanıma altmışlı yaşlarda bir beyefendi yanaştı.

“Ben yıllarca devlete hizmet ettim. Bunu daha sonra okumanız için size vermek istiyorum ama lütfen şimdi açmayın” dedi.

Verdiği bir zarftı, katlayıp cebime koydum.

Bir gün sonra İstanbul’a döndüm, ceketimi çıkarıp askıya asmak için ceplerini boşaltmaya başladım.

O sırada fark ettim zarfı ve hemen açtım. İçinden önce askerlerin “çift pırpır” dedikleri bir çavuş rütbesi çıktı.

Daha da meraklandım ve zarftaki mektubu çıkarıp okumaya başladım. Aslında bu mektubu yayınlamayacaktım ama… Fransa’da öldürülen teröristlerin dünkü cenaze görüntülerini izledikten sonra, farz oldu:

***

“Mustafa Bey. Şehrimize geleceğinizi duyduğum günden beri bu mektubu yazıp yazmamak konusunda karar veremedim. Şimdi yazıyorum ama size verip veremeyeceğimi bilmiyorum. Belki son anda vazgeçerim.

Eğer okuyorsanız; cesaretimi toplamışım demektir.

Beyefendi.

Mektubumun kahramanı biricik oğlum S.

Bir de kızımız var Allah bağışlarsa.

O sadece mektubumun değil, annesinin, benim, bütün ailemizin ve şehrimizin kahramanı. Bugün geldiğiniz kentte adını taşıyan bir ilköğretim okulu bile var.

Meslek Lisesi’nde okudu oğlum, motor bölümünde.

Okulunu bitirir bitirmez de mesleğiyle ilgili bir iş buldu. Takım anahtarları elinde kelebek gibi uçuşurdu. Cin gibi bir çocuktu. Askerlik yaşı gelince koşa koşa gitti. Annesi biliyormuş ama ben sonradan öğrendim, sevdiği bir kız varmış, onunla bir an önce evlenmek istiyormuş. O yüzden askerlik engelini önünden kaldırmakmış niyeti.

Askere 1998’in Mart ayında uğurladık oğlumu davulla zurnayla. Acemiliğini Bilecik’te jandarma olarak yaptı. Orada onbaşı oldu. Sonra dağıtımı Şırnak’a çıktı. Dağıtıma gitmeden önce memlekete uğradı, öpüşüp koklaştık. Bu, onu son görüşümüz oldu. Çünkü 6 ay 19 gün sonra şehit olduğu haberi geldi. Meşhur karakol baskınlarından birinde can verdi.

Haberi duyduğumuzda kahrolduk tabii, o bizim tek oğlumuzdu. Cenazesi, şehit haberinden üç gün sonra geldi. Biz karımla ve kızımla bu sürede bir karar verdik:

Ne cenazede, ne de cenaze sonrasında ağlamayacaktık. Çünkü gözyaşlarımız oğlumuzun ruhunu huzursuz eder diye düşündük.

Söz verdiğimiz gibi; gözyaşlarımızı içimize akıttık.

1998’in on ikinci ayından beri, geçen ayın ortasına kadar kimse bizim ağladığımızı görmedi. Ne zaman televizyonda bir şehit haberi duysak, günlerce uykularımız kaçtı ama ağlamadık.

Karım, oğlumuzu toprağa verdiğimiz günden beri oğlumun arkadaşlarıyla karşılaşmamak için sokağa çıkmıyor. 14 yılda sadece 16 kez sokağa çıktı:

14’ü oğlumuzun doğum gününde kabristana gitmek için, iki kere de zorla hastaneye götürdüm.

Balkona bile çıkmıyor. Kendisini eve hapsetti. Evet; söz verdiğimiz gibi ağlamıyor ama yaşamıyor da…

Geçen aydan beri ise durum değişti Mustafa Bey.

Gece gündüz, durmadan ağlıyor. Ne yapsak, ne kadar yalvarsak durduramıyoruz. Kızımın kocası doktor, sakinleştirici hap veriyor, iğne yapıyor ama o bana mısın demiyor.

Neden ağladığını ise tahmin etmişsinizdir sanırım.

Devletimiz, adını bile anmak istemediğim o alçakla kaldığı inde görüşmeye başladı ve bunlara genel af gibi söylentiler çıktı ya işte o yüzden.

‘Helaaaaalllll etmeeeem, helaaaallll etmeeeem. O köpeklerin elini eteğini öpenlere hakkımı helaaaallll etmeeeemm’ diyerek hıçkıra hıçkıra ağlıyor.

Elbette biz de vicdan ve insaf sahibi her vatandaş gibi akan kanın dinmesini istiyoruz Beyefendi.

Suça bulaşmamış olanların kazanılmasını da istiyoruz.

Ama söz konusu olan cinayetse af yetkisi sadece maktulün annesinde, babasında, karısında ve çocuğundadır.

Biz affetmiyoruz Mustafa Bey…

Nasıl affederim ki, onlar sadece oğlumu öldürmediler; kızımın, karımın, benim hayatımızı bitirdiler. Soframızdaki bereketi kuruttular, yüzümüzü soldurdular. Bizi canlı ceset haline getirdiler.

Müebbet hüzne mahkûm ettiler.

Ne yediğimizi biliyoruz, ne içtiğimizi.

Karım her gün beş vakit namazdan sonra, ‘Al benim de canımı, kavuştur oğluma Allah’ım’ diye dua ediyor; bu duaya 12 yıldır günde beş kez tanıklık etmek nasıl bir duygudur bilir misiniz Mustafa Bey…

Son yıllarda karımın bu sesli duasını duyduktan sonra ben de her defasında ‘Beni de unutma Ya Rabbim’ diyorum.

Allah bize oğlumuzun katillerinin yüzünün güldüğünü göstermesin. Adaletsiz acı, kanayan parmak bırakmasın.

Ve Allah, bizi yönetenler dahil hiç kimseye böyle bir acı yaşatmasın Mustafa Bey…

Bu mektubu size verirken bu kadar kararsız kalmamın nedeni, yine karım.

Hani siz yayınlarsınız da ona da yazınızı okuyan komşular haber verir ve acısı katlanır diye endişe ediyorum. Bu yüzden ne olur oğlumuzun ve şehrimizin ismini, bizim isimlerimizi yazmayın. Bizi tanıyan komşulardan da rica ediyorum; lütfen karıma haber vermeyin.

Fakat siz bu mektubumu yayınlayın ki her gün ekranlara birilerini çıkarıp, ‘Şehit aileleri İmralı’da sürdürülen uzlaşma çabalarını destekliyor’ diye haber yapan televizyoncular biraz utansın.

Öyle düşünen aileler de olabilir ve onlara saygı duyarız. Ama biz oğlumuzu bizden alan katilleri affedeni affetmeyiz.

Bu dünyada hesabını soramazsak bile öbür dünyada iki elimiz yakalarında olur.

Allah sizi, tüm yakınlarınızı ve milletimizi, bizim yaşadığımız acıları yaşamaktan korusun.”

***

Bana “İmralı’daki gizli görüşmelerde konuşulan çok önemli detay” haberleri gelmez…

Anadolu’yu gezerim; bir beyefendi buğulu gözlerle yanıma yaklaşır, elime bir zarf tutuşturur…

Açarım o zarfı; içinden şehit bir çavuşa ait “çift pırpır”la, babasının yazdığı bir mektup çıkar…

Yani halkım gibidir, bizim kaderimiz:

Bize hep acı düşer!

*****

GÜNÜN SORUSU

Sorum İmralı’da cezasını çeken teröristle pazarlık yapan devlet görevlilerine:

Yukarıdaki mektubu yazan babanın bana gönderdiği “çift pırpır”ı içinizden birine göndermek istiyorum. Kabul edebilecek kimse var mı?

18 Ocak 2013 Cuma

Bebeklere Şekerrrrrr

Bebek şekerlerinin objelerini kendim çizip kesiyorum.Sonra su bazlı boya ve vernik kullanarak el boyaması yapıyorum.Örnek şekerler lavanta ile hazırlanmış olup isteğe göre fiyata eklenerek, çikolata kaplı özel badem şekeri kullanarak yapılabilir..Arka tarafı magnetlidir.Hazır Çin Malı objeler olmadığını belirtmek isterim.İstediğiniz başka obje ya da model varsa mesaj ile sorabilirsiniz. 

Şekere standart siyah beyaz etiket dahildir.Ancak renkli etiket için fiyat farkı alınır.

Sipariş şeklinize ve adede göre fiyat değişiklik gösterebilir.Ödeme peşin alınır.En az 20 gün önceden sipariş vermeye özen göstermenizirica ederim.Çünkü ürünler tek tek kesilip elde boyanmaktadır





Dünyanın En Tehlikeli Türü


16 Ocak 2013 Çarşamba

Özel Kutularım

Ustama yaptırdığım özel kutular ve ahşap objelerim:)







Mayıs ayında doğum yapacak olan sevgili Nevra Hanımın oğluşu için el boyaması yaptığım kapı süsü


bu arada behlül bey ortadan yok oldu ve kirli sepetinde yakalandı:))

14 Ocak 2013 Pazartesi

Evleri Yakıldı:((

Gerçek hayvansever dostlarımızın gecelerini gündüzlerine katarak,maddi manevi destek sağlayarak,çoluk çocuk hep beraber gidip ormana atılan köpeklerimiz için yaptıkları evler YAKILDI:(( EYYY BÜYÜK ALLAHIM BUNLARI YAPANLARI DA EVSİZ BARKSIZ BIRAK....

İnsan olan ne ister bu evlerden,ormanda bile rahat yok hayvalarımıza....



13 Ocak 2013 Pazar

Üstün Dökmen Hocamdan...Okumanızı Tavsiye Ederim

-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.

-İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.

-Kimseye yalvarma.

-Asla dönüp arkana bakma.

-Sır tutmasını bil.

-Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.

-Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.

-Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.

-Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.

-Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.

-Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.

-Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.

-Kendini öven insanlardan kaç.

-Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.

-Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.

-Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.

-Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.

-Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.

-Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.

-Kendini sev.

-Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.

-Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.

-İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.

-Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.

-İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.

-Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.

Üstün Dökmen

Zili Çalmayın Bebek UYUYOR


Bebeğiniz uyurken zilinizin çalmaması için kapınıza asabilirsiniz.






12 Ocak 2013 Cumartesi

Jessie miz Melek OLDU:((

Kanser tedavisi gören güzel kızımız JESSİE melek oldu:(( 13 yıl bizlere yaşattığın güzel günler için teşekkür ederim güzel kızım,seni hiç unutmayacağım.