20 Nisan 2013 Cumartesi

NEDEN?


Üstümüze son sürat gelen otomobillerden korkmayız da, Yolda kendi halinde giden bir köpek görünce ayy diye çığlığı basarız.

İçinde sağlığa zararlı maddeler bulunan gıdaları bile afiyetle yeriz de, 10 yıllık köpeğimizi sağlığımız için tehlike diye sokaklara ölüme atarız.

Gece gündüz beynimizde çınlayan arabaların klaksonlarından rahatsız olmayız da, Uzaktan gelen bir köpek havlaması, kedi miyavlaması için hemen şikayete başlarız.

Bir kadının çantasını kapıp onu yerlerde sürükleyen kapkaççıya müdahale etmeye korkarız da, Çocuğa havlayıp korkuttu diye, kulübesine zincirle bağlı bir köpeği sopa, taş ve küreklerle vurarak parçalar ve öldürürüz.

Çantaya, ayakkabıya milyarlar verenlere, en pahalı viski, şampanya ve şarapları içenlere bir şey demeyiz de, Bir sokak köpeğinin önüne artık yemek koyanlara canım, bunca aç insan varken niçin hayvanları besliyorsun deriz.

Devleti milyarlarca dolar soyan vurgunculara oturduğumuz yerde söylenmenin dışında hiçbir tepki koymayız da, Yalnızca bir yudum su, bir kap artık yemek verilen hayvan barınakları için bu fakir devlet niçin bu köpekleri beslesin deriz.

Sokağımızda oluşan çöp dağları için hiçbir yeri aramayız da, Mahalleden geçen bir köpek için belediyeyi defalarca kez ararız.

Pop star yarışmalarında elenenler için ağlar paraya kıyıp sms ler göndeririz de, Sokakta gözümüzün önünde zehirlenip kıvranan hayvanlara şöyle bir bakıp geçeriz.

Oturduğumuz yerden, belediyeleri ve hükümeti yeşil alanlar ormanlar talan ediliyor diye kıyasıya eleştiririz de, Arabamıza park yeri açmak için 50 yaşındaki ağaçları gözümüzü kırpmadan keseriz.

Şarkı türkü konserlerinde şarkıcıyı yakından görünce heyecandan bayılacak kadar duygusalızdır da, Sokakta bize kocaman gözleri ile bakan bir kedi köpek yavrusunu taşla tekmeyle kovalarız.

Yolda gözümüzün önünde burnunu yere sümküreni, tüküreni ikaz etmek aklımıza gelmez de, Köpeklerden, kedilerden, kuşlardan çevreyi kirlettiği için şikayetçi oluruz.

Parkların yeşil çimenleri arasındaki onlarca izmaritten, tükürükten, çekirdek kabuklarından, sakızlardan çöplerden şikayet etmeyiz de, Köpeklerin parklarda gezdirilmesine etrafı kirletebilir diye izin vermeyiz.

Gece gündüz gürültü yapıp hayatımızı zindan eden üst kattakiler için adalete başvurmaya üşenir sadece kavga ile yetiniriz de, Evindeki kedi besliyor diye komşumuzu hemen mahkemeye verir, hayvanı evden attırıncaya kadar cansiperane savaşırız.

Belediyenin köpek barınaklarından koku geliyor diye şikayet ederiz de, Sanayi tesislerinden gökyüzüne ulaşıp ciğerlerimize dolan kokulu kimyasal dumandan rahatsız olmayız.

Devleti soyup soğana çevirenleri, bir daha seçer başımıza tacederiz de, Belediyenin bir hayvan barınağı yapmasına karşı çıkar,bu fakir devletin parası mı var deriz.

Trilyonları çalıp kısa sürede süper zengin olarak karşımıza çıkanların önünde saygı ile eğiliriz de, Sahipsiz köpekler kısırlaştırılsın diyenlere sokaklarda bunca kağıt toplayan çocuk varken devletin buna ayıracak parası yok deriz.

Belediyelere yeterli yeşil alan yapmadıkları için söyleniriz de, Yaprakları balkonumuzu kirletiyor diye evimizin yanındaki ağacı keseriz.

Lüks otellerin milyarlık odalarında şaşaa ile kalınmasını sorgulamayız da, Sokak hayvanlarına sahip çıkanlara bunca fakir insan varken.... diye fazilet dersi veririz.

Tuvaleti pis kokundan girilemeyen restorana gitmeye devam ederiz de, Kedi köpek besleyen arkadaşımızın evine titizliğimiz için gitmeyiz.

Tuvaletten çıktığında elini yıkamadığını gördüğümüz birisi ile rahatça tokalaşırız da, Bir köpeğin, kedinin başını okşamaya elimiz kirlenir diye çekiniriz.

Zayıf ve güçsüz olduğu için hayvana yaşam hakkı vermeyen bu zihniyet İnsanın fakir ve muhtacına da YAŞAM HAKKI tanımaz.

2 yorum:

Yeşim dedi ki...

Keşke verecek bir cevabım olsaydı :(

Turquoise Diaries - Sahildeki Ev dedi ki...

Ne kadar doğru yazmışsınız :(( Biz yaz kış Datça'da yaşıyoruz..Özellikle kış aylarında biraz aç kalsalarda Datça hayvanlar için cennettir...Bizim Hera'da dahil bütün köpekler dertsiz tasasız serbest dolaşırlar, kimse ne yapıyorsun demez, korkmaz..Ama yaz gelince eşimin deyişiyle beyaz adam yani yazlıkçılar gelmeye başlar ve işte o zaman hayvanlarında hayatı kararır..Kediyi köpeği geçtim kuş sesinden rahatsız olan var. Eşim site yöneticisi, geçen yaz dışardan baksanız doğru düzgün insan sanacağınız bir hanım geldi evinin yanında ki koca ağacın kesilmesini istedi..Neymiş sabah erkenden ötmeye başlayan kuşlar yüzünden uyuyamıyormuş..