14 Ağustos 2012 Salı
10 Ağustos 2012 Cuma
Bebişten Son Dakika Haberi
Daha önceki postumda paylaşmıştım.Bahçedeki yavrularım köpeklerin saldırısına uğramış,biri melek olmuş diğeri yaralı kurtulmuştu.1 haftadır devam eden tedavimizin yoğun kısmı bugün tamamlandı.Veteriner bu 1 hafta içinde yavrunun yere basmamasını kapalı tutmamı istemişti.Bende her gece geç saatte inip yavrumu kapatıyordum ama her sabah indiğimde benimki dışarda fıldır fıldır geziyor oluyordu.Valla ne yapıp ne edip çıkıveriyor deli:)) Bu sıcaklarda o da haklı ya çekilirmi kutunun içinde bir hayat.Ve az önce yanına indim ve yaralı patisini paspasta tırmalamaya başlamıştı.Hatta yürürken de ufak ufak yere basmaya bile başladı.Kendine uyumak için acaip bir yer bulmuş.Giriş katındaki dairenin demirli camına girmiş uyuyordu:)) Duaları ve mesajlarıyla destek olan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
İlk veterinere gittiğimiz gün
Bugün Belediye veterinerinde son iğnelerimizi yedikten sonra kendi veterinerimize uğrayıp bebeğimizin iç parazit tedavisini de yaptırdık.
Nasıl ama yatış?İsminede bugün karar verdik,bebişin adı BİHTER:)
Bu kediye veterinerim bakıyor,bütün gün içerde sandalyede baş köşede yatıyor.İnanılmaz sempatik ve iyi huylu bu oğlanın adı PATRON:))
İlk veterinere gittiğimiz gün
Bugün Belediye veterinerinde son iğnelerimizi yedikten sonra kendi veterinerimize uğrayıp bebeğimizin iç parazit tedavisini de yaptırdık.
Nasıl ama yatış?İsminede bugün karar verdik,bebişin adı BİHTER:)
Bu kediye veterinerim bakıyor,bütün gün içerde sandalyede baş köşede yatıyor.İnanılmaz sempatik ve iyi huylu bu oğlanın adı PATRON:))
6 Ağustos 2012 Pazartesi
Artık Dayanacak Gücüm Kalmadı
Bu sabah kalan 2 bebeğimi beslemeye aşağıya indiğimde tam anlamıyla bir şok yaşadım.Maalesef yavrular köpekler tarafından parçalanmış:( Tekir olanı maalesef melek olmuş.Diğer yavrunun ise bir bacağının derisi olduğu gibi gitmiş ve ayağında inanılmaz bir yara vardı:( Açıkçası sokakta baktığım her patiyi özel veterinere götürme lüksüm yok ama en azından bu konuda yardımcı olan bir belediyemiz var.Taşıma kabına attığım gibi veterinerlik işlerinde aldım soluğu.İnanın o minicik patisi nerdeyse benim elimin yarısı kadar şişmişti,içinden çıkan iltihap ve kanı görünce inanamadım,bir gecede nasıl bu kadar kötü olmuş anlayamadım.Canan hanım hemen kontrolunu yaptı,hayati tehlikesi yokmuş ama çok yorgun ve korkmuş tabiki.Gerekli tedavisi şimdilik yapıldı ve çarşamba günü kontrole gidecek.Ama kapalı bir yerde tutarsan iyi olur dedi.Eve alma şansım yok,birkaç arkadaşımı aradım yani birkaç gün balkonlarında dursun diye ama yer bulamadım.Apartmanlarda yaşamanın en iğrenç tarafı bu işte.Bir ufacık balkonum olsa zaten kimseye söylemezdim ki:(( Neyse bahçede behlülün taşıma kabına yatırdım.En azından çok havadar ve rahat .Kocaman bir karton kutuyu taşıma kabının ağzına göre kestim.Kutu kısmına bir kapta kum,yemek ve suyunu koydum.Taşıma kabında minderinde yatar,sonra diğer tarafa geçip yemeğini yer artık birkaç gün.Ayrıca etrafını başka bir kutu,kalın mermer tablalar ve bahçeye atılan bir sineklik ile koruma altına aldım.Sürekli inip kontrol ediyorum,az önce indim uyuyordu yavrum.Artık karar verdim kendi gelip doğuran olursa asla atmam ama dışarıdan yavru kedi toparlayıp getirmem,hem evim anayolda eziliyorlar,hemde mahalledeki 2 ve 4 ayaklı köpekler çok fena.Ben günahlarına giriyorum sanki hayvanların.uzun yıllardır yavrularımın hiçbirinin büyüdüklerini göremedim ya.Artık bu kadar koruma altında kuzum iyileşir değilmi?Dua edin bize olurmu?
4 Ağustos 2012 Cumartesi
İyiki doğdun BEEEHHHLÜÜÜLLLL
Eveeeeettt oğluşumun tam doğum tarihini bilmemekle beraber,bulduğumuzda veterinerimiz yaklaşık 2 aylık demişti ve karnesine 1 Ağustos yazmıştık.Birkaç gün gecikmeli de oğluşumun doğumgünü kutlu olsun dimiiiii?? 2.yaşımız doldu 3 den gün aldık.Canım benim iyiki doğdun,iyiki benim kedimsin,iyiki varsınnnnnn seni çokkk seviyorummmmm
2,5 aylık
6 aylık
2 yaşında
2,5 aylık
6 aylık
2 yaşında
3 Ağustos 2012 Cuma
Sarışın Bebişler
Arka apartmanın bahçesinde doğum yapan sarıkızımın 6 yavrusu oldu.Bulundukları bahçede çok iyi bakılıyorlar.O yüzden de bebişler çok güzel büyüdüler.Anne kediyi bazen görüyorum,verdiğimiz mamaları yada çöpten bulduklarını nasıl da bebişlerine götürüyor.Ancak dün yavrulardan birini çocuklar ( ama ne çocuğu olduklarını ben söylemeyeyim siz anlayın ) sokak köpeğine parçalatmışlar.Çocukları daha önce defalarca uyardım hatta ailelerine bile gittim ama maalesef engel olamıyorum:(
Bu güzel kız annemiz,yavruların resmini çekmeye indiğimde hemen ayaklanıp beni kontrol etti
Nasıllar ama çok güzeller değilmiiiiiiii????
Bu güzel kız annemiz,yavruların resmini çekmeye indiğimde hemen ayaklanıp beni kontrol etti
Nasıllar ama çok güzeller değilmiiiiiiii????
2 Ağustos 2012 Perşembe
Abajurlar ve Kaplumbağa Behlül
Teyzemin ahşap minik bir abajur altı varmış.Aslında çok özelliği olan birşey değil ama ısrarla kullanmak istediğini söyleyince hatrı kalmasın diye bulduğum abajur başına peçete dekupajı uyguladım.Haha çok biliyormuşum gibi hemde:)) Neyse ayak kısmına da biraz kurdele birkaç yapma çiçek oldu mu size abajur oldu valla:))
Bu arada geçen hafta tüm sıcağa rağmen Kadıköy Cuma pazarına gittim.Kumaş ağırlıklı olan pazarda ayrıca 2.el ürünler satan tezgahlar da mevcut.Sıcaktan dolayı doğrusu parça kumaş pek seçemedim,daha serin bir havada tekrar gitmeliyim.Ama herşeye rağmen gittiğime değdi.Öncelikle teyzeme yaptığım turuncu abajur başından 4 adet aldım,2 turuncu 2 pembe.Birde 2.el satan tezgahların birinde bir abajur buldum,adam çalışmıyor dedi ama o kadar ucuzdu ki hemen atladım.Eve gelince hemen kablosunu değiştirdim.Ta ta ta taaaa buyrun abajurum:)
Bu arada şu Behlül ün yatışa bir bakın ya,yatıyormu oturuyormu belli değil:))
Bu arada geçen hafta tüm sıcağa rağmen Kadıköy Cuma pazarına gittim.Kumaş ağırlıklı olan pazarda ayrıca 2.el ürünler satan tezgahlar da mevcut.Sıcaktan dolayı doğrusu parça kumaş pek seçemedim,daha serin bir havada tekrar gitmeliyim.Ama herşeye rağmen gittiğime değdi.Öncelikle teyzeme yaptığım turuncu abajur başından 4 adet aldım,2 turuncu 2 pembe.Birde 2.el satan tezgahların birinde bir abajur buldum,adam çalışmıyor dedi ama o kadar ucuzdu ki hemen atladım.Eve gelince hemen kablosunu değiştirdim.Ta ta ta taaaa buyrun abajurum:)
Bu arada şu Behlül ün yatışa bir bakın ya,yatıyormu oturuyormu belli değil:))
Gece Yarısı Pisisi
Dün gece 23.30 civarı otoparktan minik bir kedinin ağlama sesini duydum.Ama o kadar bağırıyordu ki anlatamam.Benimkiler ağlayacak yaşı geçtiler ya:) eyvah dedim yeni bir pisicik.Saat de geç olunca acaba insem mi diye düşünürken arka apartmana yeni taşınan kiracı hanımın elinde süt ile bahçeye indiğini gördüm.Kadıncağız pisi pisi der demez arabanın altından çelimsiz minicik birşey fırladı.Sütü içerken bende balkondan seslendim.Kedi maması atsam verirmisiniz deyince kadıncağız seve seve veririm dedi.Hemen balkondan attım mamayı,kadın dediki acaip saldırdı yiyor.Neyse sabah 8 gibi hemen aşağı indim,baktım bebek aşağıda aynı arabanın altında,pek minicik birşey ama seslenince yanaştı bana.Aldım benim 2 yavrunun yanına götürdüm ( bu arada çuvaldan gelen bebişlerin beyaz olanı ve anne kedim de 1 haftadır yok:(( ) Yavrular biraz tıs tıs etti ama aralarına aldılar.Akşam indiğimde 3 ü beraberdi:) Bu ara maşallahım var valla,acaip bir sirkülasyon yani:)) ehh hoşgeldin minik diyelim
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Yeni Bebek ve Kedi Annesi
Bu sabah benim yavruları beslemeye indiğimde bahçeye minicik bir kutu içinde yeni bir yavru bırakıldığını gördüm.Çuvaldan kurtardığım yavrulardan 2 tanesi ve anne kedim 3 gündür kayıp:( Bakması bir dert kaybolmaları ve üzüntüleri bin dert valla.Ne yapalım yeni yavrumuz hoşgelmiş.Tabi kalan 2 yavru bu yeni yavruyu pek hoş karşılamadılar.O yüzden yeni yavruyu arka bahçeye transfer ettim.Neyse bu arada mahalledeki diğer pisilerimi de beslerken arka apartmandan 2 minik çocuğun arkamdan seslendiğini farkettim.Bana nasıl seslendiklerini duyunca koptum resmen.Arkamdan aynen şöyle bağırıyordu kız çocuğu KEDİ ANNESİİİİİİ KEDİ ANNESİİİİİ:))
Bırakılan yavrumuz bu kutudan çıktı.pek sessiz pek sakin..hoşgeldin kızım
Bunlar benim kalan 2 serseri yavrum
buna bayılıyorum ben ya tam şapşirik surat:))
Bırakılan yavrumuz bu kutudan çıktı.pek sessiz pek sakin..hoşgeldin kızım
Bunlar benim kalan 2 serseri yavrum
buna bayılıyorum ben ya tam şapşirik surat:))
29 Temmuz 2012 Pazar
ERDAL ŞAFAK tan Dilekçe..Sonuna Kadar Okuyun
Bu yazıyı sabah babam bana gösterdi.Bu yazı 2 yıl önce olsa belki bu kadar etkilenmezdik,ama 2 yıldır evimizde ve hayatımızda çok önemli yeri olan canım kedimiz Behlülümüz var ve üstelik yakın zamanda onu kaybedip birkaç gün sonra bulmuşken bu yazı beni çok etkiledi ve gözyaşları içinde okudum.Özellikle son kısmı okuyun lütfen,bir yavru kedi ve kaybı ancak bu kadar yürekten yazılabilir.Sevgili ERDAL ŞAFAK,umarım HEİDİ en kısa zamanda sağ salim döner...
ERDAL ŞAFAK ın bugünkü SABAH GAZETESİ ndeki köşe yazısıdır....
Tanrım, sevgili Tanrım; bunca yıllık ömrümde senden hiçbir şey istemedim. Kendimi bildim bileli aramızdaki ilişkiyi 8 kez Başbakanımız ve 9'uncu Cumhurbaşkanımız olan Süleyman Demirel'in siyaset felsefesine göre düzenledim: "Kendim için bir şey istiyorsam namerdim..."
Başım çok sıkışınca, çok daralınca, Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerinde teselli aradım:
Ne doğan güne hükmüm geçer / Ne halden anlayan bulunur / Ah, aklımdan ölümüm geçer / Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki: / "Pervam yok verdiğin elemden / Her mihnet kabulüm, yeter ki / Gün eksilmesin penceremden!" Tanrım, sevgili Tanrım; çocuk yaşta babasız, ilk gençlik yıllarımda annesiz kaldım.
Onlardan önce, onlardan sonra ve onların arasında tüm yakınlarımı yitirdim birer birer. Ne yakındım, ne "İmdat" dilendim.
Hayatımın akışını sana bıraktım. Oralardan buralara getirdin, sağol.
Tanrım, sevgili Tanrım; bugüne kadar hep sevdiklerime bir şeyler rica ettim senden.
Örneğin, iki oğluma "Akıl, zihin açıklığı" vermen için dua ettim. Verdin. O sayede Türkiye'nin en iyi üniversitelerini bitirdiler. Biri Bilkent'i, öbürü Koç Üniversitesi'ni.
Şimdi parlak diplomalarıyla evde oturuyorlar.
Bugüne kadar "Onların iş bulmalarına yardım et Tanrım" diye bir cümle ne ağzımdan çıktı, ne aklımdan geçti. Çünkü, "Kötü zamanlarda yaşıyorsunuz evlat; dünyada her iki gençten biri işsiz" cevabı vermenden korktum. Evet, gerçekten de dünyada her iki gençten biri işsiz ama bizim hanede iki gencin ikisi de işsiz Tanrım. Hiç değilse onlara şans dileyeceğini umuyor, bu bahsi kapatıyorum.
Tanrım, sevgili Tanrım; 36 yıllık hayat arkadaşımın "İstanbul'un 50 kilometre dışında yaşamaktan yoruldum, artık Şehir'e taşınalım" diye başımın etini yemesini bile sana aktarmadım. Şehir'i büyük harfle yazmamın elbette bir nedeni var; çünkü senin de bildiğin gibi, İstanbul, eski Yunan'dan beri "Şehir" anlamına geliyor.
Neyse, konuyu dağıtmayayım; evet, eşimin bu isteğini bile sana yansıtmadım.
Çünkü, "Kesene güveniyorsan al" diye azarlamandan veya "Bana değil müteahhitlere, emlak komisyoncularına veya konut kredisi veren bankalara başvur" diye başından savmandan çekindim.
Aman Tanrım, ne güzel yaratmışsın onu: Sırtı sapsarı, karnı kar beyazı, kuyruğu bir sarı bir beyaz, bir sarı bir beyaz, bir sarı bir beyaz halkalardan uzayıp gidiyor.
Gözleri derinliklerinde Çoban Yıldızı'nın parladığı bir yeşil pınar. Adını "Heidi" koyduk.
Geceleri kucağımda öyle güvenli uyuyordu ki, o mırıltıların verdiği mutluluğu anlatacak sözcük bulamam.
Sitemizin ortak alanında sokak köpekleri besliyoruz. Heidi henüz korku nedir bilmiyor ya; sen kalk köpeklerle şakalaşmayı, oynamayı dene... Ağızlarından zor aldık, yaralarını iyileştirmek için bir sürü ameliyat yapıldı, üç hafta veterinerde kaldı.
Sonra iyileşti, evimize döndü. Tarifsiz sevinç dalgalarıyla sörf yaptım.
Ama... Bir sabah ihtiyacını görmesi için bahçeye bıraktım... Dönmedi.
Aradan 5 gün geçti, hâlâ Heidi'miz yok.
Gecenin iyice ileri saatlerinde bile bir tıkırtı duysam, kalbim çarparak kapıya koşuyorum, Heidi'miz mi geldi diye. İçimdeki hüznü anlatamam sevgili Tanrım.
Bana laf gelişi "Şehir'de ev mi istersin, yoksa kedini mi" diye sorsan, hiç tereddütsüz "Heidi'mizi" derim.
Bırak Şehir'de evi, kedimi Boğaz'ın iki yakasındaki tüm yalılara değişmem.
Tanrım, sevgili Tanrım. Heidi'nin kazasız belasız eve dönmesine yardım eder misin? Tek maruzatım bu Tanrım.
ERDAL ŞAFAK ın bugünkü SABAH GAZETESİ ndeki köşe yazısıdır....
Tanrım, sevgili Tanrım; bunca yıllık ömrümde senden hiçbir şey istemedim. Kendimi bildim bileli aramızdaki ilişkiyi 8 kez Başbakanımız ve 9'uncu Cumhurbaşkanımız olan Süleyman Demirel'in siyaset felsefesine göre düzenledim: "Kendim için bir şey istiyorsam namerdim..."
Başım çok sıkışınca, çok daralınca, Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerinde teselli aradım:
Ne doğan güne hükmüm geçer / Ne halden anlayan bulunur / Ah, aklımdan ölümüm geçer / Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki: / "Pervam yok verdiğin elemden / Her mihnet kabulüm, yeter ki / Gün eksilmesin penceremden!" Tanrım, sevgili Tanrım; çocuk yaşta babasız, ilk gençlik yıllarımda annesiz kaldım.
Onlardan önce, onlardan sonra ve onların arasında tüm yakınlarımı yitirdim birer birer. Ne yakındım, ne "İmdat" dilendim.
Hayatımın akışını sana bıraktım. Oralardan buralara getirdin, sağol.
Tanrım, sevgili Tanrım; bugüne kadar hep sevdiklerime bir şeyler rica ettim senden.
Örneğin, iki oğluma "Akıl, zihin açıklığı" vermen için dua ettim. Verdin. O sayede Türkiye'nin en iyi üniversitelerini bitirdiler. Biri Bilkent'i, öbürü Koç Üniversitesi'ni.
Şimdi parlak diplomalarıyla evde oturuyorlar.
Bugüne kadar "Onların iş bulmalarına yardım et Tanrım" diye bir cümle ne ağzımdan çıktı, ne aklımdan geçti. Çünkü, "Kötü zamanlarda yaşıyorsunuz evlat; dünyada her iki gençten biri işsiz" cevabı vermenden korktum. Evet, gerçekten de dünyada her iki gençten biri işsiz ama bizim hanede iki gencin ikisi de işsiz Tanrım. Hiç değilse onlara şans dileyeceğini umuyor, bu bahsi kapatıyorum.
Tanrım, sevgili Tanrım; 36 yıllık hayat arkadaşımın "İstanbul'un 50 kilometre dışında yaşamaktan yoruldum, artık Şehir'e taşınalım" diye başımın etini yemesini bile sana aktarmadım. Şehir'i büyük harfle yazmamın elbette bir nedeni var; çünkü senin de bildiğin gibi, İstanbul, eski Yunan'dan beri "Şehir" anlamına geliyor.
Neyse, konuyu dağıtmayayım; evet, eşimin bu isteğini bile sana yansıtmadım.
Çünkü, "Kesene güveniyorsan al" diye azarlamandan veya "Bana değil müteahhitlere, emlak komisyoncularına veya konut kredisi veren bankalara başvur" diye başından savmandan çekindim.
***
Tanrım, sevgili Tanrım; tüm cesaretimi toplayarak ve aramızdaki bunca yıllık hukuka güvenerek ilk kez senden kendim için bir şey isteyeceğim. Bizim hayvanlara düşkünlüğümüzü bilen biri, üç ay kadar önce bir sabah bahçemize usulca bir kedi yavrusu bıraktı. Bir haftalık ya var, ya yoktu.Aman Tanrım, ne güzel yaratmışsın onu: Sırtı sapsarı, karnı kar beyazı, kuyruğu bir sarı bir beyaz, bir sarı bir beyaz, bir sarı bir beyaz halkalardan uzayıp gidiyor.
Gözleri derinliklerinde Çoban Yıldızı'nın parladığı bir yeşil pınar. Adını "Heidi" koyduk.
Geceleri kucağımda öyle güvenli uyuyordu ki, o mırıltıların verdiği mutluluğu anlatacak sözcük bulamam.
Sitemizin ortak alanında sokak köpekleri besliyoruz. Heidi henüz korku nedir bilmiyor ya; sen kalk köpeklerle şakalaşmayı, oynamayı dene... Ağızlarından zor aldık, yaralarını iyileştirmek için bir sürü ameliyat yapıldı, üç hafta veterinerde kaldı.
Sonra iyileşti, evimize döndü. Tarifsiz sevinç dalgalarıyla sörf yaptım.
Ama... Bir sabah ihtiyacını görmesi için bahçeye bıraktım... Dönmedi.
Aradan 5 gün geçti, hâlâ Heidi'miz yok.
Gecenin iyice ileri saatlerinde bile bir tıkırtı duysam, kalbim çarparak kapıya koşuyorum, Heidi'miz mi geldi diye. İçimdeki hüznü anlatamam sevgili Tanrım.
Bana laf gelişi "Şehir'de ev mi istersin, yoksa kedini mi" diye sorsan, hiç tereddütsüz "Heidi'mizi" derim.
Bırak Şehir'de evi, kedimi Boğaz'ın iki yakasındaki tüm yalılara değişmem.
Tanrım, sevgili Tanrım. Heidi'nin kazasız belasız eve dönmesine yardım eder misin? Tek maruzatım bu Tanrım.
Sıcaktan Fenalık Geçiren Behlül den Pozlar
Sıcaklardan bizim oğlan nerde serin yer bulsa sere serpe atıyor kendini.Arada da temizlik yapan annemi seyrediyor:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





